Category Archives: Gezi anıları

Bİ SEMRA MACERASI, CUNDA, RODOS, SİMİ, O ADA SENİN BU ADA BENİM YELKOVAN KUŞLARI MİSALİ BİZ

Artık Egeli oldum ya, Hacette sınıfımızın Ege taifesine dahil oldum. Bu arkadaşlar, son yıllarda, birkaç ayda bir toplanıp,  bir hafta sonu geçiriyorlarmış. Bu kez de Marmaris’te (Servet Baysal’ın ev sahipliğinde) bir hafta sonu geçirmeye karar verilmiş.  Semra Haver Uğurgelen ile birlikte mademki bu kadar yol gideceğiz, bari biraz da çevreyi gezelim düşüncesi ile mini bir tatil planı yaptık.

Continue reading… →

KEBAN BARAJ GÖLÜ, HALKIN VE ROMANLARIN VALİSİNİN KÖPRÜSÜ, KAPI TOKMAKLARI, GELENEKSEL EVLERİ, LÖK, YOLLARDAN AKAN SULAR, DERİN KANYONLAR, MAĞARA TÜNELLER, YABAN HAYATI, DOĞA SPORLARI VS VS, KISACA KEMALİYE

Türkiye’nin en kayda değer ilçelerinden biri de hiç kuşkusuz Kemaliye’dir. Kemaliye, bu adı almadan önce Eğin olarak bilinirmiş, 1922 yılında ise Mustafa Kemal Atatürk’ün ismini almıştır. Cumhuriyet tarihi boyunca da önce Elazığ, sonra Malatya ve son olarak da Erzincan illerine bağlanmıştır. Nüfusu halen 2500 civarındadır, sanırım bütün tarihi boyunca ciddi ulaşım sorunları çekmiştir. Bu ulaşım sorununun derinliğini hem mağara tünelinin, hem de vali köprüsünün yapılış öykülerinin adeta birer halk hikayesi olarak anlatılışından anlıyorum.

Continue reading… →

BOZCAADA’DA NEYE NİYET NEYE KISMET, PARAMPARÇA VE SIRIL SIKLAM

Bu yaz, her tarafı denizlerle çevrili bir ilde yaşarken, denize girmek için birkaç güzel yer keşfetmeye çıktık. Denize girecek farklı yerler araştırırken birkaç kez de Bozcaada’ya gittik.

Denize girmek için düşük ısıya ayarlanmış benden termostatı gerektiren güzel plajlarını, midene bayram, cebine hüsran yaratan lokantalarını, şaraplarını, kekik çeşitlerini, sarı kantaronunu, feribot kuyruklarını öğrenmeye ve kanıksamaya başladığımızı söyleyebilirim.

Continue reading… →

NEFES EĞİTİMİ, KAZ DAĞLARINDA YOGA KAMPI

 

Bu sene leyleği havada gördüm, ama sanırım biraz alçaktan uçuyordu ki, normalde yaptığım gibi uzaklarda değil, hep yakın yerlerde geziyorum.

Bu hafta sonu da Kaz Dağlarında bir nefes eğitimi kampındaydım. Üç gün boyunca telefondan, internetten ve hayvansal gıdalardan uzak, doğanın içinde yaşadık. Sadece bu bile başlı başına ciddi bir nefes çalışması. Yaptığımız dersler ise bundan sonraki yoga deneyimlerim için yeni bir bakış açısı getirecek kadar güçlü idi.

Continue reading… →

YOĞUN BİR İSTANBUL HAFTASI; BİR STRESLİ KONUŞMA, BİR NOSTALJİK KONSER, BİR KAÇ ARKADAŞ, BİR KAÇ KİTAP, BİR KAÇ EMPATİ ARAYAN RUH, KIRIK DİŞLER, BOL BOL METRO

Bu hafta sonu, (19-21/Mayıs) yıllık 81 Hacettepe mezunları buluşması için Çorlu’ya gideceğim, bu gezi aylar öncesinden belliydi. Birkaç hafta önce, ayın 15’i  pazartesi günü Türk Eğitim Vakfının 50. Yıl kutlamaları çerçevesinde bir öğlen yemeğine katılmak üzere  İstanbul’a davet edildim.

Arada bu kadar kısa süre olunca, ben de Çorlu’ya gidiş güzergahımı değiştirip, arada birkaç gün İstanbul’da kalıp, fırsattan istifade, birkaç arkadaşımla görüşmek istedim, böylece korsan(!) bir İstanbul haftası geçirdim.

Continue reading… →

İLK GÖREV YERİMDE YAPTIĞIM SON BİR GÖREV, İLK ÖĞRENCİLER, SON ÖĞRENCİLER HEPSİ BİR ARADA

 

Yıllar önce Malatya İnönü Üniversitesi’nde çalışan   Dr Ayşehan Akıncı ve Erzurum Atatürk Üniversitesinde çalışan   Dr Zerrin Orbak ile baş başa verip pediarik endokrinle ilgili, bilimsel bir toplantı düzenlemeye karar vermiştik. Bu toplantı aslında bazı vakalarımız konusunda birbirimizin fikrini alma ihtiyacı ile ortaya çıkmıştı. Çünkü o sıralar Ankara’nın doğusunda pediatrik endokrinolog olarak çalışan sadece 3 hekim vardı. O üç hekim de bizdik, her birimiz  ayrı illerde çalıştığımız için, herhangi bir hasta konusunda karar veremesek konsültasyon isteyeceğimiz kimseyi bulamıyorduk.

Continue reading… →

YAVUZ ÖZORAN HOCAMLA UNUTULMAZ BİR UÇAK SEYAHATİ, SANIRIM HOCA, HOCA OLALI BÖYLE ZÜLÜM ÇEKMEMİŞTİR

Sanırım 2003 yılıydı, o sıralar pediatri ana bilim dalı başkanıydım, diğer yandan da endokrin yandal tezimi yazıyordum. Ama o kadar çok işim vardı ki, bir türlü tezimi yazmaya fırsatım olamıyordu.

Birkaç günlük bir dini bayram sırasında,  bir kaplıcada gündüz keyif yapar,   akşamları da oturur, sakin kafayla  tezimi yazarım düşüncesi ile Denizli’ye gittim.

Continue reading… →

GÖKTEN DÜŞEN SULAR ÜLKESİNİN TOMBUL TANRIÇALARI

Bu hafta sonunda aslında İstanbul’dan misafirlerim gelecekti ve birlikte küçük bir Doğu Karadeniz turu yapacaktık.  Artvin Maçahel bölgesine gidecektik, çünkü tam da bu günlerde orada kısacık fakat  tarifi mümkün olmayan güzellikte bir sonbahar olur. Bu da yetmezmiş gibi başınızın üzerinden  yırtıcı  kuşlar Afrika’ya doğru  göç eder. Bu günlerde Maçahel’de nereye bakacağınızı şaşırırsınız.

Arkadaşlarım gelmedi, ama  ben  Doğu Karadeniz gezisi yapacak bir ruh haline çoktan bürünmüştüm. Böylece geçen hafta sonunda   görmeye henüz fırsat bulamadığım bazı yerlere gitmeye  karar verdim.

Continue reading… →

ORTA ASYA’DA ATALARDAN KALMA İZLER VE İÇİMİZDEN ÇIKAN ATA KÜLTÜ

İnsan Orta Asya coğrafyasında gezerken umulmadık duygulara kapılıyor. Ben 2014 yılında  hemen her gezimde yaptığım gibi ‘’Fest travel’’ ile Kazakistan Kırgızistan gezisine katıldım. Kazakistan’da  Ahmet Yesevi ve Aslan babın türbelerine gitmek,  Kırgızistan’da son derece anlaşılabilir Türkçe konuşan insanlarla karşılaşmak oldukça etkileyici idi. 

Continue reading… →

SON ADA MAURİTUS, BALAYI ADASI MI HİNDİSTAN MI BİLEMEDİM

Son ada olarak da Mauritus’a uçtuk, ama benim hiç keyfim yerinde değil, gözlerimi açacak halim yok. Bu adaya uçarken rehberimiz bize elinizdeki vanilyaları valize saklayın, çünkü Mauritus’a yiyecek madde sokma yasağı var, elinizden alabilirler, hatta mümkünse iki valize bölün, belki birini fark etmezler demişti. Bense bütün aldığım vanilyaları kendi valizime koymuştum.  Valizler inince benimkinin sapına plastik bir tel bağladıklarını gördüm. Bunun içine bakılacak valizler için bir işaret olduğunu anladım. Teli valizimden çıkarmaya karar verdim ama ellerimde hiç güç yok, üstelik görevlinin biri de gözlerini üzerime dikti ne yaptığıma bakıyor. Ben çakı gibi bir şey bulmak üzere arayışa geçtim, Sermin ise sakince görevlinin gözleri önünde  ipi çözüp yere attı.  Nedense adam bizi görmezden geldi,  gerçekten de ip bağlı bütün valizleri açtılar, ben ise içinde kilolarca yiyecek maddesi bulunan valizimle sakince gümrükten geçtim.

Continue reading… →