Category Archives: Meslek anıları

ELAZIĞ, ARICAK KÖYÜNÜN İLÇE YAPILDIĞI ZAMANLAR, BİR İYOT SAHA ÇALIŞMASI, TARAMA YAPTIĞIMIZ KÖY OKULUNDA YAŞANAN DEHŞET

 

Elazığ’da mecburi hizmet yaparken çok önemli vakalarla da karşılaşmıştım. Arıcak adındaki bir köyden gelen bebeğe konjenital kretenizm tanısı koymuştum. Bebekte o kadar ağır bulgular vardı ki, o güne kadar tıp kitaplarında resmini gördüğüm en ağır vakadan bile daha ağır durumdaydı.

Continue reading… →

YANGIN ÇIKARAN YANGIN MERDİVENİ

KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesinde 25 yıl çalıştım, çalışmaya başladığım günden beri hastane binasını sürekli bir tamir ve tadilat halindeydi. Bu tadilatlar sırasında orijinal mimarisi bir hayli değişti, hatta yeni bir hastane, yeni amfiler, bir de acil binası yapılıp eklendi. Şimdi doğal olarak her gün gitmek zorunda olduğunuz yerlerin dışında bir yere gitmek gerekirse bulmak bir hayli zor oluyor.

Continue reading… →

ÇOCUKLARA KARŞI İŞLENEN CİNSEL SUÇLAR ÜZERİNE; BİRAZ MESLEKİ, BİRAZ AHLAKİ DÜŞÜNCELER, ŞAHİT OLDUĞUM BİR KAÇ ÖRNEK, SUÇLANAN KURBANLAR VE BİR ÖNLEM ÖNERİSİ.

 

Son günlerde özellikle çok küçük çocuklara yönelik cinsel saldırganlıklarla ilgili, çok acı örneklerle sarsıldık. Bu olaylar  son dönemlerde artmış gibi görünüyor (bir istatistik bilmediğim için iddia edemem) ama yeni başlamadığı kesin.

Önce bu konulardaki genel düşüncelerimi sonra da meslek hayatımda karşılaştığım ve bir türlü aklıma sığdıramadığım bir çok acı olaydan birkaçını paylaşmak istiyorum.

Continue reading… →

ZAFER DE EMEKLİLİK ŞEHRİ OLARAK ÇANAKKALE’Yİ SEÇTİ. BİR HATA YAPIP ÇENEMİ DENEYİMLEDİ.

Çanakkale’ye geleli neredeyse bir yıl olacak, Hacettepe’den sınıf arkadaşım Dr. Zafer Atasoy ise benden birkaç ay daha erken yerleşti. O da emeklilikte yaşayacağı şehir olarak burayı seçmiş. Çanakkale’de yaşayan birkaç sınıf arkadaşımız daha var, Zafer’in ayrıca Galatasaray Lisesinden arkadaşları var, bir de muayenehanesi olunca çevresi bayağı genişledi.

Continue reading… →

İLK GÖREV YERİMDE YAPTIĞIM SON BİR GÖREV, İLK ÖĞRENCİLER, SON ÖĞRENCİLER HEPSİ BİR ARADA

 

Yıllar önce Malatya İnönü Üniversitesi’nde çalışan   Dr Ayşehan Akıncı ve Erzurum Atatürk Üniversitesinde çalışan   Dr Zerrin Orbak ile baş başa verip pediarik endokrinle ilgili, bilimsel bir toplantı düzenlemeye karar vermiştik. Bu toplantı aslında bazı vakalarımız konusunda birbirimizin fikrini alma ihtiyacı ile ortaya çıkmıştı. Çünkü o sıralar Ankara’nın doğusunda pediatrik endokrinolog olarak çalışan sadece 3 hekim vardı. O üç hekim de bizdik, her birimiz  ayrı illerde çalıştığımız için, herhangi bir hasta konusunda karar veremesek konsültasyon isteyeceğimiz kimseyi bulamıyorduk.

Continue reading… →

AŞK, MACERA, İNTİKAM, CİNAYET, TEKMİLİ BİRDEN BU SİNEMADA

Sabah kuşağında televizyonda yayınlanan kadınlara yönelik bir sürü program var. Bunlar genellikle bir sunucusu ve avukat ya da psikolog gibi bir danışmanı olan ve canlı seyirci ile yapılan programlar oluyor. Bir kaçak, kayıp veya cinayete kurban gittiği düşünülen bir ferdi olan aileler de  problemlerini anlatıp dertlerine çare bulmaya çalışıyorlar. Bu programlarda ortaya o kadar karmaşık ilişkiler çıkıyor ki pek çok arkadaşım ‘’artık bu kadarı da gerçek olamaz, mutlaka bir senaristin hazırladığı, düzmece olaylar bunlar’’ diye düşünüyor.

Ben ise iki sebepten ötürü, bu akala hayale sığmaz olayların hepsinin gerçek olduğunu düşünüyorum. Birincisi bu kadar hayali geniş senarist nereden bulunacak? İkincisi de eğer insanlarla uğraşan bir iş yapıyorsanız, bu programların ne kadar gerçekçi olduğuna bizzat şahit oluyorsunuz.

Continue reading… →

TETKİKLER SADECE TANI KOYMA ARACIDIR. TANIYI BELİRTİ VE BULGULARI YORUMLAYARAK DOKTORLAR KOYAR.

Cerrah olmadığım için cerrahi branşlarla ilgili ahkam kesemem ama dahili branşlar zordur. Bence en büyük zorluk doğru tanı koymaktır. Her şeyden evvel normal olanı ve normal olanın uç sınırlarını çok iyi bilmek lazım ki, patolojik olanı ayırt edebilesin. Ancak normali ve onun sınırlarını bilen bir hekim hasta olana doğru tanı koyabilir.

Continue reading… →

Show Buttons
Hide Buttons