Category Archives: Yemek Tarifleri

YENİAY DİYETİ İÇİN VEGAN BİR KAHVALTI TARİFİ

Son zamanlarda yeniay ve dolunay günlerinde hayvansal protein almamaya, en azından vejetaryen beslenmeye dikkat ediyorum.

Hafta sonu Elazığ’dan dönerken havaalanında bir paket badem almıştım. Son zamanlarda nedense  sıkça badem sütü hakkında konuşmuştum. Daha önce  hazır badem sütü almış, ancak çok tatlı bularak sevmemiştim. Bu sefer kendim badem sütü yapmaya karar verdim.

Bademleri bir gece önceden suda beklettim, sabah kabukları çıkardım.

Bir vanilya fasulyesinin tohumlarını bıçakla kazıdım.

Bir ölçü bademe 4 ölçü su olacak şekilde hızlı devirli blendra koydum, vanilya tohumlarını da ekledim.

Bademler iyice incelene kadar karıştırdım. Daha sonra ince bir tel süzgeçten geçirerek badem sütü elde ettim. Bu şekilde benim çok hoşuma gitti.

Aslında daha önceleri normal sütle yaptığım bir kahvaltı tarifini badem sütü ile yaptım.

Bir kaseye yarım elmayı incecik doğrayarak (rende de yapılabilir) üzerine biraz toz tarçın serptim.

Bir adet cevizin için elimle parçalayarak elmaların üzerine ekledim.

Bir kaşık organik yulaf lifi ve bir kaşık çia tohumunun üzerine bir bardak badem sütü koyarak, kısık ateşte  kıvam alana kadar pişirdim.

Pişmiş karışımı sıcak sıcak kasedeki elmaların üzerine koydum. Son olarak da bir çay kaşığı bal ekleyerek kahvaltımı tatlandırdım.

Böylece hem vegan hem de bağırsak çalıştıran lezzetli bir kahvaltı hazırlamış oldum.

Bire gece suda beklettiğim bademler kolayca kabuklarından soyuldu
Vanilya tohumları
Yüksek devirde bir kaç kez karıştırıldı
Badem sütü, şeker olmayınca bayağı lezzetli oldu.
Elma ceviz ve tarçın
Yulaf lifi, kia tohumu ve badem sütü pişince böyle oldu
Kaseye biraz da bal ekledim

GÜNLERDEN BERİ HUMMALI BİR ÇALIŞMA İÇERİSİNDEYİM; BÜTÜN DERDİM BİR KAÇ ÇEŞİT LİMON REÇELİ YAPMAK

Pek kimse bilmez ama Rize’de çok güzel narenciye olur. Özellikle de  gösterişsiz ancak muhteşem mandalinasının lezzeti başka bir mandalina ile karşılaştırılamaz bile.

Bizim Pazar’daki evin bahçesinde de mandalina, limon, ağaç kavunu gibi birkaç narenciye ağacı var. Limon deyince öyle bildiğiniz limonlardan değil, neredeyse taş devrinden kalma gibi görünen her biri bir kilo civarında, kalın kabuklu bir cins. Bu cins limonu normal limon gibi kullanmak pek mümkün değildir. İtalya’da bu limonlardan limonçello yapılır, bizim evde ise kabuklarından reçel yapılır.

Evde yapılan bu reçelin tarifi şöyle;

Limonlar yıkandıktan sonra dış kabukları ince bir rende ile rendelenir. En dış tabakası incecik rendelenmiş kabuklar 2X2 cm boyutlarında küp küp kesilir. Bundan sonra kabukların acısı çıkana kadar birkaç kez haşlanır. En son acısı azalmış ancak hala fark edilen haşlama suyundan 1 bardak ayrılır.Limon kabukları iyice yumuşadıktan sonra bütün kabuk parçalarının üzeri sıvanacak kadar şeker eklenir. Bundan sonra da içine bir önceki haşlama suyu katılarak suyu iyice çekinceye kadar pişirilir.

Bu limonun reçeli,  şeffaf ve açık sarı renkli, oldukça güzel kokulu, yedikten sonra boğazda hafif bir acılık bırakan çok leziz bir reçel olur. Eskiden bu reçel şeker gibi misafire de ikram edilirmiş, misafirler küçük bir çatalla aldıkları reçeli yiyip, çatalı da bir bardağa bırakırlarmış.

 

Geçen hafta Pazar’a gittiğim zaman birkaç limon olmuştu, 4 adet limon alıp eve getirdim ve hayatımda ilk defa reçel pişirdim.

 

Klasik tariften biraz daha farklı yapmak istedim. Bİr kısmını klasik tarifle yaparken bir kısmına da chai kattım.

Bu reçel kavanozlarını arkadaşlarıma dağıttım. Ev halkına da tattırdım. Herkes çok beğendi.

Eğer chai poşeti kullanmak istemiyorsanız, istediğiniz miktarda kabuk tarçın, karanfil, zencefil ve kakule koyarak  baharat karışımınızı hazırlayabilirsiniz, ama bu zahmete değmez, poşetler çok güzel sonuç veriyor.

 

Hayatımın bu ilk reçel yapma deneyimi başarılı olunca bu hafta ablalarım bana 6 adet limon getirdiler. Ben de bu sefer limonların bütün parçalarını kullanmaya ant içtim, azimle günlerce uğraşıp limonlu ürünlerimi hazırladım.

 

İlk gün saatlerce uğraşarak ham maddeleri hazırladım.

 

İlk gün yaptığım işler; limonları iyice yıkadım.

Dış kabuklarını ince rende ile rendeledim. Rende sırasında muhteşem kokular çıktığı için bu sefer bu ince kabukları da ziyan etmek istemedim. Rendeden çıkan ince kabukları yeşil suları çıkana kadar iyice yıkadım, sularını süzdürdüm, daha sonra da bu kabuklara yarısı kadar şeker ekledim. Bu şekerli kabukları sıkı sıkıya bir kavanoza bastırdım ve üzerine hava almaması için streç flim koyarak kavanozu kapattım.  Bu şekilde iki yıla kadar buz dolabında saklanabiliyor.

İsterseniz bu ürünü herhangi bir narenciye kabuğundan da yapabilirsiniz. Hatta portakal ve limon kabuğu rendelerini karıştırarak da yapabilirsiniz.

Bu kavanozun içindeki kabukları bundan sonra herhangi bir şerbet, kek ya da tatlı yaparken koku verici olarak kullanacağım.

 

Dış tarafı rendelenmiş kabukları 2X2 cmlik küpler şeklinde doğrayıp suya koydum. Bütün kabukların suyun içinde kalması için üzerini kapakla kapadım, kapağın üzerine de bir ağırlık koydum.

 

Bundan sonra günün en zor işini yaptım. Limonların iç kısmını bütün zarlarından ve kabuklarından temizledim. Tamamen temizlediğim iç limonlara eşit miktarda şeker ekledim ve bütün gece dinlenmeye bıraktım.

 

İkinci gün yaptığım işler;

Şekerde beklettiğim iç limonlar iyice sulanmıştı. Bu karışıma beşte bir oranda su  ve dün hazırladığım dış kabuklardan  iki kaşık ekledim. Bundan sonra bütün karışımı iki ayrı tencereye böldüm. Bir tencereye bir bardak kuru üzüm ekledim, diğer tencereye herhangi bir şey eklemeden  reçel kıvamına gelene kadar pişirdim. Pişirme sırasında üstlerinde olan köpükleri de zaman zaman temizledim. Bu gün elde ettiğim son ürünler bir üzümlü, diğeri sade iki farklı limon içi reçeli oldu.

Sade olan reçel görünüş olarak çiçek balına benzedi ve  tadında çok hoş bir acılık da var. Üzümlü olan reçel daha tatlı oldu. İki reçel de çok güzel.

Bundan sonra bu reçeli yaparken içine bir parça da taze zencefil atacağım. Üzümlü olan reçele iç badem de çok yakışır kanaatindeyim.

 

Kalın kabukları ise iyice şeffaflaşana kadar haşladım. Daha sonra acı sularının çıkması için iyice sıktım ve tekrar suya  koydum.

 

İkinci gün öğleden sonra yaptığım işler;

Normal suya koyduğum kabukları iyice süzerek elimle sıktım. Sonra bu kabukları bir kez daha  haşladım. Haşlanan kabukları süzerek çıkardım. Haşlama suyunu da sakladım.

İkinci kez haşladığım kabukların tekrar suyunu sıktım ve bütün parçaların dış kısımları iyice bulanacak şekilde şeker ekledim. Şekere buladığım kabukları ikiye bölerek iki ayrı tencereye aldım, tencerelere birer bardak normal su birer bardak ta  haşlama suyu kattım. Tencerelerden birine üç adet chai poşeti attım. Her iki tencereyi de reçellerin suyu iyice çekilene kadar pişirdim.

Bu iki reçel geçen hafta yaptığım biri sade diğeri baharatlı iki türlü limon kabuğu reçeli oldu.

 

 

Böylece 6 adet dev limondan 5 farklı ürün elde ettim.

  • Doğal tatlı aroması
  • Sade limon içi reçeli
  • Üzümlü limon içi reçeli
  • Sade limon kabuğu reçeli
  • Baharatlı limon kabuğu reçeli

 

Bundan sonra bu ürünlerden hangisini tekrar yaparım?

Hepsinden yine azar azar yapmak isterim.

Güzel küçük kavanozlara koyup arkadaşlarıma hediye ederim diye düşünüyorum. Çünkü hepsi çok güzel oldu.

Üzümlü limon reçeli oldukça kayda değer. Muhtemelen kuru kayısı reçeline de limon katmak iyi sonuç verir.

Bu sene ağaç kavunu da alıp bu şekilde çeşitlendirerek reçel yapacağım.

Hatta ağaç kavunu ve limonu karıştırıp karma reçel de yapacağım.

15219621_1308233299201086_8068716071133563866_n
Limonlar bunlar
15202611_1308233322534417_2073068860999015615_n
İnce dişli limon rendesi lazım
15203350_1308233182534431_1100621399794363664_n
Kabuklar kalın çekirdekler kaba
15203242_1308233079201108_1411312536331714125_n
Dış kabukları rendeledim
15241357_1308232789201137_9109698206099872071_n
Kabukları bu şekilde doğradım
15179033_1308233262534423_5702082463448005144_n
En dış kabuğun rendesi
15178255_1308233019201114_5839085005615395836_n
Limon içlerini de zarlardan ve çekirdeklerden kurtardım. Yaptığım en zor iş bu oldu.
15202636_1308239182533831_7841921019313568451_n
Baharat olarak bunu kullandım
15241208_1308232839201132_1653568469025273261_n
Dış kabuklardan hazırladığım aroma
15241288_1308232552534494_4168682874707754785_n
Limon içi reçeli
15171029_1308232605867822_5267438417777869245_n
Üzümlü reçel
15192787_1308232475867835_2742949829742793054_n
Klasik reçel
15193590_1308232445867838_5324385637347199793_n
Baharatlı reçel

 

BENİ GENE BİR AŞURE TELAŞIDIR ALDI, KENDİ KÜÇÜK LEZZET SIRLARIMLA PİŞİRDİĞİM AŞURE TARİFİ

Bu yıl aşure günü Ekimin 11’i Salı gününe denk geldi.

Benim için  yılın ilk aşuresini yapmak diğerlerinden biraz daha uzun süreli bir iştir, çünkü nohut, kuru fasulye ve buğdayı toplu halde haşlarım. Aşureden artan  malzemeleri daha sonra kullanmak üzere buzluğa koyarım.

Pazar günü akşamından birer paket nohut, kuru fasulye ve buğdayı suya koyup, pazartesi sabahı hepsini bir biri ardınca düdüklü tencerede haşlayarak bu sabahki işimi kolaylaştırmış oldum. Dün ayrıca kuru yemiş alış verişi yapıp, kestaneleri de haşlayıp, kabuklarını soydum. Bu gün işim nispeten  kolaydı.

 

Bu sabah bir büyük bardak buğday, yarım bardak nohut ve yarım bardak kuru fasulye ve akşamdan suya koyduğum 3 kaşık pirinci, 10 bardak su ve bir  silme tatlı kaşığı tuz ekleyerek 3 saat boyunca kaynattım. Her yarım saatte bir karıştırarak suyunu kontrol ettim. Kaynatma işlemi 2.5 saat olduktan sonra ¾ bardak toz şeker ekledim. Bundan sonra tencerenin altı tutmasın diye yanından ayrılmadım.

Bu son yarım saatte gün kurusu kayısı, vişne kurusu ve kan üzümü kurularını bıçakla biraz doğrayarak, kuş üzümü ve sultani üzüm kurularını ise doğramadan  ayrı kaselere koyup, üzerlerine sıcak su döktüm. Yarım saat sonra bu malzemeleri sıkarak iyice sularından arındırdım.

Kararmaması için son dakikada 2 adet yeşil elmayı küp şeklinde doğradım.

Bu verdiğim ölçü ile 10 kase aşure çıkıyor.  Her bir kasenin içine eşit miktarda  elma küplerini, üzüm, kuş üzümü, kan üzümü, kayısı kurularını, dolmalık fıstık ve haşlanmış kestane koydum.

Keselere bundan sonra tuz ve şekerle haşladığım bakliyat karışımını döktüm. Küçük bir kaşıkla her bir kasenin içindeki malzemeleri alt üst ettim. Biraz soğuyup üzerleri kabuklanınca kaselerin üzerini dolmalık fıstık, ceviz, kaju, fındık ve nar taneleri ile süsledim.

Oldukça güzel bir aşure oldu.

 

Bakliyatı haşlarken tuz koyunca bakliyatın lezzeti çok daha belirgin ortaya çıkıyor. Eğer tatlı kaşığı ile tuz koymaya çekinirseniz en azından silme bir çay kaşığı tuz mutlaka koyunuz.

Meyvelerin tahıl ve bakliyatla birlikte  pişirilmemesi aşurenin renginin kararmasını engelliyor. Malzemelerin her kaseye eşit dağılmasını sağlıyor. Ayrıca eğer mesela aşurede üzüm sevmeyen birisi varsa onun kasesine koymayabiliyorsunuz.

Aşurede su tadı olmaması için sıcak suya koyup yumuşattığınız meyvelerin sularını iyice sıkmaya dikkat etmek lazım.

Aşure yaparken içine elma koymanın pek alışılmış bir şey olmadığını biliyorum ama çok taze bir lezzet ekliyor, denemenizi öneririm.

Bir daha aşure yaparken mutlaka sarı kurutulmuş kayısı ve Antep fıstığı da kullanarak daha renkli bir görünüm elde etmeye, kuru meyveleri ise eğer çok sert değillerse daha küçük doğrayıp, hiç sıcak suya koymamaya karar verdim.

Renk cümbüşü için narenciye kabuğu rendesi de eklenebilir.

14681722_1260863800604703_5816130689534204328_n
Bakliyat ölçmek için ölçü bardağı kullandım.
14729245_1260863613938055_6700919321184344068_n
Malzemeleri hazırladım
14729337_1260863367271413_8452198116016980246_n
Bunlar ıslattığım malzemeler
14720556_1260863330604750_1572861220704510223_n
Elmalar son dakikada soyuldu
14642260_1260863273938089_695709439496536534_n
Malzemeler kaselere dağıtıldı
14713789_1260863303938086_6923563529552452573_n
Aşurenin pişen kısmı
14725489_1260863247271425_1739495039067430533_n
İçine kuru yemişler eklenmiş kaselere aşure döküldü Aşure bu usulle hiç kararmaz
14657302_1260863213938095_3564191726426857201_n
Üzeri süslendi, lezzet ve kıvamı çok güzel, bir daha üstüne daha fazla renk atıcağım

14700749_1260863183938098_1903781992408565876_o

BİRKAÇ KIRMIZI ŞERBET ÖRNEĞİ, TÜRK MUTFAĞININ GELENEKSEL TARİFLERİNE KÜÇÜK DOKUNUŞLAR

 

 

Hazır alınan asitli içecekleri tüketmeye mahkum değiliz, bizim mutfağımızda ayrandan şıraya, limonatadan pancar suyuna,  bir sürü özgün içecek çeşidi var. Son zamanlarda unutulmaya yüz tutan bu otantik içeceklerimizin biri de şerbet.

Şerbet kabaca meyve içerikli tatlı bir içecek diye tanımlanabilir ve çeşitlerini saymakla bitmez. Bir çok meyveden,  çiçekten şerbet yapılabilir, istenilen baharatlar eklenebilir. İçine şeker yerine bal katılabilir ki, asıl otantik şekli ballı olan şeklidir. Yani isteyen istediği şekilde şerbet yapabilir.

Continue reading… →

AYŞENUR’DAN PATLICANLI, NOHUTLU TORTİLLA BÖREĞİ; VEGANLAR İÇİN GÜZEL BİR TARİF

Son zamanlarda epeyce yemek programı izliyorum, o nedenle tortilla böreği dedim, yoksa pek ala bildiğiniz atadan deden kalma usul yufka ile de yapılabilir.

Önce patlıcanlar közlenir ve kabukları çıkartılır ( isteyen bunu da hazır alabilir elbette). Yemeklik doğranmış soğanlar biraz sıvı yağda yumuşayana kadar sotelenir. Tuz, isteğe göre karabiber ve acı pul biber eklenir. Zahter de çok yakışıyor.

Bundan sonra tavaya közlenmiş patlıcanlar ve haşlanmış nohutlar katılır. Suyunu çekine kadar pişirilir, bu arada nohutlar da kaşıkla bir miktar ezilse iyi olur.

Tortillalar ya da yufkalar zeytinyağı ile karıştırılmış tahin ile ıslatılır. Hazırlanan iç malzemeler tortillalara koyularak dürüm şeklinde katlanır. Üzerlerine biraz daha tahinli yağdan sürülür, en üste susam dökülerek börekler fırına verilir. Üzerleri kızarana kadar pişirilir.

Çok lezzetli bir börek olan ve tamamen Orta Doğu malzemeleri ile yapılan, bu böreğe biraz da Asya esintisi vermek isterseniz zeytinyağı yenine susam yağı, zahter yerine köri kullanabilirsiniz.

Çok güzel bir börek oluyor, özellikle de vejetaryen ya da vegan beslenmeyi seçenler için çok kolay bulunacak malzemelerle çok besleyici bir börek.

DSCF2647
Tahin ve zeytinyağı karışımı
DSCF2648
Soğanlı, nohutlu, zahterli, patlıcanlı iç malzeme
DSCF2649
Dürüm ekmekleri tahinlendi
DSCF2650
İç malzemeler eklendi
DSCF2651
Vegan dürümler yapıldı, böyle bile yemek mümkün
DSCF2652
Dürümlerin üzeri cilalandı
DSCF2653
Susamlandı
DSCF2654
Va-la, afiyet olsun

BU DA BİR RİZE KLASİĞİ, KEL SİMİT

Rize simidi çok ilginçtir, üzerinde susam filan olmaz, bu nedenle susamlı simide alışmış gözlerimize kel gibi görünür. Bu çeşit simit  muhtemelen pastacılıkları ile ünlü Hemşinlilerin uyguladıkları bir usuldür. Simit tezi iken çıtır çıtır olur, ertesi gün ise diş kıracak kadar sert olur. Ama biraz ısıtılınca yine taptaze bir hale gelir.

Bu sabah simit almak için gittiğimiz fırında simitlerin fırından çıkmalarını bekledik.

Simitler fırına büyük tepsilerde getiriliyor. Bu halkalar sanırım tuzlu bir suda haşlanıp hemen ardından pekmez katılmış bir başka suya batırılıyor. Bundan sonra çıkartılıp, birkaç dakika bekletilip fırına atılıyor.

Sonra da çıtır çıtır kel simitler ortaya çıkıyor.

13558967_1179112055446545_3069558553224039469_o
Simitler böyle geliyor
13620820_1179112425446508_361919433247234606_n
Önce suda haşlanıp hemen çıkartılıyor
13620899_1179112415446509_4436479722365416883_n
Sonra bu şerbetli suya daldırılıp tekrar çıkartılıyor
13600116_1179112452113172_2244676137035116779_n
Pekmezli sudan çıkan simitler bir kaç dakika dinlendiriliyor
13613402_1179112308779853_1209473519483036142_o
Derhal fırına atılıyor
13568926_1179112278779856_5215273714434451263_o
Fırında güzelce pişiyor
13557966_1179112392113178_853939678506246878_n
Hop tezgaha
13567267_1179112495446501_5021090680665676306_n
Hemen paket

13502788_1179112172113200_3758254677313682729_o 13584751_1179112212113196_4541098161695824316_o 13585095_1179112348779849_896530647935379726_o 13613134_1179112145446536_8566906119552863733_o 13613306_1179112095446541_8034734784068501205_o 13613330_1179112248779859_7932348101983683961_o 13620237_1179112375446513_3360397696764782694_n