Category Archives: Yemek Tarifleri

KURU VE YAŞ SEBZELİ SİYEZ BULGURUNDAN MEYHANE PİLAVI

MALZEMELER;
1 bardak siyez bulguru (normal bulgur da olabilir)
1 adet soğan
1 adet patates
1 adet kapya biber
1 adet havuç
1 çay bardağı karışık sebze kurusu
1 kaşık zeytinyağı, istenirse biraz tereyağı
Tuz, su

YAPILIŞI;
Kuru sebzeler, bir kase içerinde sıcak suya koyularak yumuşamaları sağlanır. Siyez bulguru üzerinden su geçirilerek yıkanır.
Patates, kapya biber ve havuç küçük küpler halinde, soğan ise yemeklik olacak şekilde doğranır.
Bütün yaş sebzeler yağda sotelenir. Soğan ve patates piştikten sonra tencereye bulgur koyulur. Bulgur da diğer sebzelerle birlikte yağda çevrilir. Bundan sonra kuru sebzeler içinde bulundukları suyla birlikte bulgura katılır. Bulguru şişirecek kadar su eklenir.
Su kaynadıktan sonra ateş kısılır, 20 dakika kısık ateşte piştikten sonra ateş kapatılır. Tencerenin ağzı yarım saat kadar kapalı tutularak pilavın demlenmesi beklenir.

Kuru sebzeler ıslanıyor
yaş sebzeler soteleniyor
Bulgur yıkandı
Bira daha demlenmeye ihtiyacı var

ZEYTİNYAĞLI, YEŞİL DOMATESLİ, HAVUÇLU, ZERDEÇALLI BAMYA

MALZEMELER;

Yarım kilo taze bamya,

1 adet yeşil domates,

1 adet havuç

1 adet kuru soğan

2 adet limon

3 diş sarımsak

Zeytinyağı

Tuz, zerdeçal

YAPILIŞI;

Julyen doğranmış kuru soğan, küp küp kesilmiş yeşil domates ve sarımsak bir miktar tuz eklenerek zeytinyağında sotelenir. Soğanlar şeffaflaşınca üzerine bamyalar eklenip, kısık ateşte kendi suyunda  biraz daha pişirilir.

Bamyalar da yumuşayınca, sebze soyma bıçağıyla incecik şeritler halinde getirilmiş havuç, toz zerdeçal ve yarım limon dilimler halinde eklenir. Kalan yarım limonun da suyu yemeğe sıkılır.

Yemeği tam olarak pişirebilmek için gereken yarım bardak  su eklenir ve kısık ateşte pişmeye bırakılır.

Servis tabağına  alınca bir limon dilimlenerek üzerine koyulur.

Soğan, sarımsak ve yeşil domates soteleniyor
Bamya ve zerdeçal eklendi
Havuç eklendi
Limon suyu ve limon dilimleri eklendi
Pişmiş hali
Servis hali

YEŞİL DOMATESLİ BEZELYE ÇORBASI

MALZEMELER;

1 adet küçük boy soğan

2 diş sarmısak

1 su bardağı dolusu iç bezelye

1 adet yeşil domates (sonbaharda buzluğa koyabilirsiniz, hatta bu çorbada bir adet yeşil domates turşusu da kullanabilirsiniz)

2 adet pazı yaprağı ( ya da tercih ettiğiniz ıspanak, şevketi bostan gibi yeşil bir yaprak)

1 bardak süt

Zeytinyağı

Tereyağı

Kuru ve yaş nane

Tuz

1 kaşık tarhana

 

YAPILIŞI;

Bir kaşık tarhana, sıcak suyun içerisinde eritilir.

Soğan, ince doğranmış yeşil domates, doğranmış yeşil yaprak, nane yaprakları ve bezelyeler bir bardak suyun içerisinde iyice haşlanır. El blendrından geçirilerek pürüzsüz hale getirilir.

Bu sebze püresine  bir miktar tuz atılır, tarhanalı su ve süt eklenerek tarhanalar pişene kadar kaynatılır.

Çorba hazır, üzerine sarmısaklı kuru naneli yağ dağlanarak servis edilir.

 

ÇEŞİTLEMELER;

İstediğiniz yeşil mevsim sebzesini ekleyerek çeşitlemelerde bulunmak mümkün.

Diyet yapanlar üzerine yağ eklemeyebilir.

Glütensiz versiyon için glütensiz tarhana ya da sadece glütensiz un koyulabilir.

Çorbanın kıvamını tutturmak için un ya da tarhana yerine kırmızı ya da sarı mercimek koymak da mümkündür. Ancak o zaman lezzeti çok daha değişik oluyor.

Vejetaryen ve vegan versiyonlar elde etmek için sadece bitkisel yağ ve süt kullanmak yeterlidir.

BALKABAKLI KIŞ ÇORBASI VE ÇEŞİTLEMELERİ

MALZEMELER;

1 tane beyaz soğan

2 tane orta boy kırmızı kabuklu turp (salataya koyulanlardan)

1 tane yer elması (isteğe bağlı)

1 tane kırmızı Kapya biber

1 tane orta boy havuç

1 diş sarımsak

Yukarıdaki kış sebzelerinin toplamı kadar bal kabağı

1 bardak süt (krema önermiyorum)

1 kaşık tereyağı (isteğe bağlı)

Birkaç dal taze kişniş (isteğe bağlı), ya da taze biberiye

Tuz, toz zencefil, tatlı kırmızı toz biber, ya da toz zerdeçal

 

YAPILIŞI;

Soğan, havuç, turp, yer elması, kapya biber ve bal kabağı çabuk haşlanması için küçük küçük doğranır. Balkabağı miktarı diğer bütün sebzelerin toplam miktarına eşit veya biraz daha fazla olması önerilir. Bütün sebzeler ve bir diş sarımsak,  iki bardak su içerisinde, bir çimdik tuzla birlikte haşlanır. İyice yumuşayan sebzeler el blendrı ile pürüzsüz hale gelen kadar ezilir.

Çorba püresi bir süre soğutulduktan sonra süt, yağ ve toz zencefil eklenir.

(Toz zencefil yerine taze zencefil kullanmak isteyenler, baş parmak boğumu kadar taze zencefili, diğer sebzelerle birlikte haşlayabilir.)

Çorbanın  kıvamını ayarlayacak kadar sıcak su eklenir.

Tuzuna bakarak gerek görülürse biraz daha tuz eklenebilir.

Süt ekledikten sonra rengi değişen çorbanın kırmızı görünmesini isteyenler tatlı toz biber, sarı görünmesini isteyenler toz zencefil ile çorbaya renk kazandırabilir.

İnce kıyılmış taze kişniş ile servis edilir. Kişniş herkes tarafından sevilmediği için sofraya ayrı şekilde servis edilmelidir.

Evde hiç kimse kişniş sevmiyorsa  yerine maydanoz kullanmayın, çünkü tadı çorbaya yakışmıyor. Taze biberiye de çorbanıza çok yakışacaktır.

 

ÇEŞİTLEMELER;

Diyet yapanlar için çorbaya süt koyulduğu için hiç yağ koyulmasa da çok güzel oluyor. Tuz miktarı da denetlenerek her türlü diyet için uygun bir çorba haline getirilebilir.

Aslında tamamen sebzelerin lifleri ile kıvam alan bir çorba olduğu için glütensiz beslenmeye uygundur.

Laktoz intoleransı olanlar, laktozsuz süt kullanabilirler.

Çorbaya süt yerine, hindistan cevizi sütü, tereyağı yerine susam yağı  kullanarak tamamen vegan formunu yapmak mümkün. Daha fazla Asya lezzetleri taşıyan bu form,  ilk tariften daha da lezzetli.

 

Yer elması ve turp koymak istemeyenler, daha klasik ve daha tatlı bir çorba elde edecekler. Bu durumda çorbaya katılan zencefil miktarı biraz daha artırılabilir.

Malzemeler, kabak buzluktan çıktığı için buzlu 
El blendrı çorba yaparken çok işe yarıyor.
Çorbanın bitmiş hali
Bol kişnişli sunum

BAHARATLI, SAFRANLI PİLAV;

MALZEMELER;

1,5 bardak yasmin pirinç, ama istediğiniz herhangi bir pirinç de olabilir.

Bir yemek kaşığı tereyağı, bir yemek kaşığı zeytinyağı; yağ miktarı da alışkanlıklarınıza göre değişebilir.

Bir tutam safran

2 tane defne yaprağı

2 tane kabuk tarçın

5-6 adet karanfil

5-6 adet tane yeni bahar

2 yemek kaşığı dolusu kuru nane

bir portakalın kabuğunun rendesi

tuz, su

 

HAZIRLANMA;

Pirinç eğer buz dolabında saklanıyorsa, oda ısısına gelene kadar bekletilir (Soğuk pirinç pişirilince kırılır).

Pirincin bir bardağı ayrı, yarım bardağı ayrı olacak şekilde 20 dakika kadar, içine tuz atılmış kaynar suda bekletilir. Bundan sonra iki pirinç birbirine karıştırılmadan yıkanıp, nişastalı suyu atılır.

İki bardak su uygun bir kaba koyularak içine bir çay kaşığı zeytin yağı ve bir tutam safran atılır. Bu safranlı suya, sıcak suda beklettiğiniz yarım bardak pirinci ekleyerek, pirinçler iyice yumuşayana kadar haşlanır. Safranla iyice sararmış olan pirinçler süzülür. Hem safranla haşlanmış pirinçler, hem de safranlı su saklanır.

Suda bekleyen bir bardak pirinç ise sıvı yağ ( koyulmasa da olabilir, ama pilava parlaklık sağlayacak) ve tereyağı  ile bir pilav tenceresinde  iyice kavrulur. Pirinçler şeffaf hale gelince içine tuz, tarçın, defne yaprağı, yenibahar, karanfil ve naneler eklenerek bir kez karıştırılır.

Baharatlar pilava iyice karışınca, önce ne kadar çıktıysa safranlı su eklenir, daha sonra da pilavın suyu 2 bardağa tamamlanır. Pilavı pişirmek için ekleyeceğiniz suyun kaynar, su olması gerektiğini yazmaya gerek yok sanırım.

On dakika kadar sonra, pilav pişmiş sayılır. Bundan sonra ateşi iyice kısarak demlenmeye bırakmak gerekir. Demlenmeye bırakmadan pilavın üzerine, safranla haşlanmış pirinç de eklenir.

Yirmi dakika çok kısık ateşte pilavın iyice demlenmesi beklenir. Bundan sonra tencerenin kapağını açıp, pilavın altı üstüne gelecek şekilde iyice karıştırılır. Üzerine ince bir rende ile portakal kabuğu rendelenir.

Bu pilav Hindistan’da Biruni pilavı olarak bilinir. Ancak onların tarifinde yenibahar ve portakal kabuğu yok. Safran da direkt olarak pilavın suyuna katılıyor. Safranlı pirinci ayrıca haşlayıp pilavın üzerine serpmek İran’da yapılan bir uygulamadır.  Safranı İran’daki gibi uygulamak pirinçlerin iki farklı tonda sarı olmasını sağladı. Portakal kabuğu da hem görünüme renk kattı, hem de lezzetti gerçekten bir seviye yukarı taşıdı.

Yarım saat içerisinde sıcak sıcak servis edilmelidir.

YENİAY DİYETİ İÇİN VEGAN BİR KAHVALTI TARİFİ

Son zamanlarda yeniay ve dolunay günlerinde hayvansal protein almamaya, en azından vejetaryen beslenmeye dikkat ediyorum.

Hafta sonu Elazığ’dan dönerken havaalanında bir paket badem almıştım. Son zamanlarda nedense  sıkça badem sütü hakkında konuşmuştum. Daha önce  hazır badem sütü almış, ancak çok tatlı bularak sevmemiştim. Bu sefer kendim badem sütü yapmaya karar verdim.

Bademleri bir gece önceden suda beklettim, sabah kabukları çıkardım.

Bir vanilya fasulyesinin tohumlarını bıçakla kazıdım.

Bir ölçü bademe 4 ölçü su olacak şekilde hızlı devirli blendra koydum, vanilya tohumlarını da ekledim.

Bademler iyice incelene kadar karıştırdım. Daha sonra ince bir tel süzgeçten geçirerek badem sütü elde ettim. Bu şekilde benim çok hoşuma gitti.

Aslında daha önceleri normal sütle yaptığım bir kahvaltı tarifini badem sütü ile yaptım.

Bir kaseye yarım elmayı incecik doğrayarak (rende de yapılabilir) üzerine biraz toz tarçın serptim.

Bir adet cevizin için elimle parçalayarak elmaların üzerine ekledim.

Bir kaşık organik yulaf lifi ve bir kaşık çia tohumunun üzerine bir bardak badem sütü koyarak, kısık ateşte  kıvam alana kadar pişirdim.

Pişmiş karışımı sıcak sıcak kasedeki elmaların üzerine koydum. Son olarak da bir çay kaşığı bal ekleyerek kahvaltımı tatlandırdım.

Böylece hem vegan hem de bağırsak çalıştıran lezzetli bir kahvaltı hazırlamış oldum.

Bire gece suda beklettiğim bademler kolayca kabuklarından soyuldu
Vanilya tohumları
Yüksek devirde bir kaç kez karıştırıldı
Badem sütü, şeker olmayınca bayağı lezzetli oldu.
Elma ceviz ve tarçın
Yulaf lifi, kia tohumu ve badem sütü pişince böyle oldu
Kaseye biraz da bal ekledim

GÜNLERDEN BERİ HUMMALI BİR ÇALIŞMA İÇERİSİNDEYİM; BÜTÜN DERDİM BİR KAÇ ÇEŞİT LİMON REÇELİ YAPMAK

Pek kimse bilmez ama Rize’de çok güzel narenciye olur. Özellikle de  gösterişsiz ancak muhteşem mandalinasının lezzeti başka bir mandalina ile karşılaştırılamaz bile.

Bizim Pazar’daki evin bahçesinde de mandalina, limon, ağaç kavunu gibi birkaç narenciye ağacı var. Limon deyince öyle bildiğiniz limonlardan değil, neredeyse taş devrinden kalma gibi görünen her biri bir kilo civarında, kalın kabuklu bir cins. Bu cins limonu normal limon gibi kullanmak pek mümkün değildir. İtalya’da bu limonlardan limonçello yapılır, bizim evde ise kabuklarından reçel yapılır.

Evde yapılan bu reçelin tarifi şöyle;

Limonlar yıkandıktan sonra dış kabukları ince bir rende ile rendelenir. En dış tabakası incecik rendelenmiş kabuklar 2X2 cm boyutlarında küp küp kesilir. Bundan sonra kabukların acısı çıkana kadar birkaç kez haşlanır. En son acısı azalmış ancak hala fark edilen haşlama suyundan 1 bardak ayrılır.Limon kabukları iyice yumuşadıktan sonra bütün kabuk parçalarının üzeri sıvanacak kadar şeker eklenir. Bundan sonra da içine bir önceki haşlama suyu katılarak suyu iyice çekinceye kadar pişirilir.

Bu limonun reçeli,  şeffaf ve açık sarı renkli, oldukça güzel kokulu, yedikten sonra boğazda hafif bir acılık bırakan çok leziz bir reçel olur. Eskiden bu reçel şeker gibi misafire de ikram edilirmiş, misafirler küçük bir çatalla aldıkları reçeli yiyip, çatalı da bir bardağa bırakırlarmış.

 

Geçen hafta Pazar’a gittiğim zaman birkaç limon olmuştu, 4 adet limon alıp eve getirdim ve hayatımda ilk defa reçel pişirdim.

 

Klasik tariften biraz daha farklı yapmak istedim. Bİr kısmını klasik tarifle yaparken bir kısmına da chai kattım.

Bu reçel kavanozlarını arkadaşlarıma dağıttım. Ev halkına da tattırdım. Herkes çok beğendi.

Eğer chai poşeti kullanmak istemiyorsanız, istediğiniz miktarda kabuk tarçın, karanfil, zencefil ve kakule koyarak  baharat karışımınızı hazırlayabilirsiniz, ama bu zahmete değmez, poşetler çok güzel sonuç veriyor.

 

Hayatımın bu ilk reçel yapma deneyimi başarılı olunca bu hafta ablalarım bana 6 adet limon getirdiler. Ben de bu sefer limonların bütün parçalarını kullanmaya ant içtim, azimle günlerce uğraşıp limonlu ürünlerimi hazırladım.

 

İlk gün saatlerce uğraşarak ham maddeleri hazırladım.

 

İlk gün yaptığım işler; limonları iyice yıkadım.

Dış kabuklarını ince rende ile rendeledim. Rende sırasında muhteşem kokular çıktığı için bu sefer bu ince kabukları da ziyan etmek istemedim. Rendeden çıkan ince kabukları yeşil suları çıkana kadar iyice yıkadım, sularını süzdürdüm, daha sonra da bu kabuklara yarısı kadar şeker ekledim. Bu şekerli kabukları sıkı sıkıya bir kavanoza bastırdım ve üzerine hava almaması için streç flim koyarak kavanozu kapattım.  Bu şekilde iki yıla kadar buz dolabında saklanabiliyor.

İsterseniz bu ürünü herhangi bir narenciye kabuğundan da yapabilirsiniz. Hatta portakal ve limon kabuğu rendelerini karıştırarak da yapabilirsiniz.

Bu kavanozun içindeki kabukları bundan sonra herhangi bir şerbet, kek ya da tatlı yaparken koku verici olarak kullanacağım.

 

Dış tarafı rendelenmiş kabukları 2X2 cmlik küpler şeklinde doğrayıp suya koydum. Bütün kabukların suyun içinde kalması için üzerini kapakla kapadım, kapağın üzerine de bir ağırlık koydum.

 

Bundan sonra günün en zor işini yaptım. Limonların iç kısmını bütün zarlarından ve kabuklarından temizledim. Tamamen temizlediğim iç limonlara eşit miktarda şeker ekledim ve bütün gece dinlenmeye bıraktım.

 

İkinci gün yaptığım işler;

Şekerde beklettiğim iç limonlar iyice sulanmıştı. Bu karışıma beşte bir oranda su  ve dün hazırladığım dış kabuklardan  iki kaşık ekledim. Bundan sonra bütün karışımı iki ayrı tencereye böldüm. Bir tencereye bir bardak kuru üzüm ekledim, diğer tencereye herhangi bir şey eklemeden  reçel kıvamına gelene kadar pişirdim. Pişirme sırasında üstlerinde olan köpükleri de zaman zaman temizledim. Bu gün elde ettiğim son ürünler bir üzümlü, diğeri sade iki farklı limon içi reçeli oldu.

Sade olan reçel görünüş olarak çiçek balına benzedi ve  tadında çok hoş bir acılık da var. Üzümlü olan reçel daha tatlı oldu. İki reçel de çok güzel.

Bundan sonra bu reçeli yaparken içine bir parça da taze zencefil atacağım. Üzümlü olan reçele iç badem de çok yakışır kanaatindeyim.

 

Kalın kabukları ise iyice şeffaflaşana kadar haşladım. Daha sonra acı sularının çıkması için iyice sıktım ve tekrar suya  koydum.

 

İkinci gün öğleden sonra yaptığım işler;

Normal suya koyduğum kabukları iyice süzerek elimle sıktım. Sonra bu kabukları bir kez daha  haşladım. Haşlanan kabukları süzerek çıkardım. Haşlama suyunu da sakladım.

İkinci kez haşladığım kabukların tekrar suyunu sıktım ve bütün parçaların dış kısımları iyice bulanacak şekilde şeker ekledim. Şekere buladığım kabukları ikiye bölerek iki ayrı tencereye aldım, tencerelere birer bardak normal su birer bardak ta  haşlama suyu kattım. Tencerelerden birine üç adet chai poşeti attım. Her iki tencereyi de reçellerin suyu iyice çekilene kadar pişirdim.

Bu iki reçel geçen hafta yaptığım biri sade diğeri baharatlı iki türlü limon kabuğu reçeli oldu.

 

 

Böylece 6 adet dev limondan 5 farklı ürün elde ettim.

  • Doğal tatlı aroması
  • Sade limon içi reçeli
  • Üzümlü limon içi reçeli
  • Sade limon kabuğu reçeli
  • Baharatlı limon kabuğu reçeli

 

Bundan sonra bu ürünlerden hangisini tekrar yaparım?

Hepsinden yine azar azar yapmak isterim.

Güzel küçük kavanozlara koyup arkadaşlarıma hediye ederim diye düşünüyorum. Çünkü hepsi çok güzel oldu.

Üzümlü limon reçeli oldukça kayda değer. Muhtemelen kuru kayısı reçeline de limon katmak iyi sonuç verir.

Bu sene ağaç kavunu da alıp bu şekilde çeşitlendirerek reçel yapacağım.

Hatta ağaç kavunu ve limonu karıştırıp karma reçel de yapacağım.

15219621_1308233299201086_8068716071133563866_n
Limonlar bunlar
15202611_1308233322534417_2073068860999015615_n
İnce dişli limon rendesi lazım
15203350_1308233182534431_1100621399794363664_n
Kabuklar kalın çekirdekler kaba
15203242_1308233079201108_1411312536331714125_n
Dış kabukları rendeledim
15241357_1308232789201137_9109698206099872071_n
Kabukları bu şekilde doğradım
15179033_1308233262534423_5702082463448005144_n
En dış kabuğun rendesi
15178255_1308233019201114_5839085005615395836_n
Limon içlerini de zarlardan ve çekirdeklerden kurtardım. Yaptığım en zor iş bu oldu.
15202636_1308239182533831_7841921019313568451_n
Baharat olarak bunu kullandım
15241208_1308232839201132_1653568469025273261_n
Dış kabuklardan hazırladığım aroma
15241288_1308232552534494_4168682874707754785_n
Limon içi reçeli
15171029_1308232605867822_5267438417777869245_n
Üzümlü reçel
15192787_1308232475867835_2742949829742793054_n
Klasik reçel
15193590_1308232445867838_5324385637347199793_n
Baharatlı reçel

 

BENİ GENE BİR AŞURE TELAŞIDIR ALDI, KENDİ KÜÇÜK LEZZET SIRLARIMLA PİŞİRDİĞİM AŞURE TARİFİ

Bu yıl aşure günü Ekimin 11’i Salı gününe denk geldi.

Benim için  yılın ilk aşuresini yapmak diğerlerinden biraz daha uzun süreli bir iştir, çünkü nohut, kuru fasulye ve buğdayı toplu halde haşlarım. Aşureden artan  malzemeleri daha sonra kullanmak üzere buzluğa koyarım.

Pazar günü akşamından birer paket nohut, kuru fasulye ve buğdayı suya koyup, pazartesi sabahı hepsini bir biri ardınca düdüklü tencerede haşlayarak bu sabahki işimi kolaylaştırmış oldum. Dün ayrıca kuru yemiş alış verişi yapıp, kestaneleri de haşlayıp, kabuklarını soydum. Bu gün işim nispeten  kolaydı.

 

Bu sabah bir büyük bardak buğday, yarım bardak nohut ve yarım bardak kuru fasulye ve akşamdan suya koyduğum 3 kaşık pirinci, 10 bardak su ve bir  silme tatlı kaşığı tuz ekleyerek 3 saat boyunca kaynattım. Her yarım saatte bir karıştırarak suyunu kontrol ettim. Kaynatma işlemi 2.5 saat olduktan sonra ¾ bardak toz şeker ekledim. Bundan sonra tencerenin altı tutmasın diye yanından ayrılmadım.

Bu son yarım saatte gün kurusu kayısı, vişne kurusu ve kan üzümü kurularını bıçakla biraz doğrayarak, kuş üzümü ve sultani üzüm kurularını ise doğramadan  ayrı kaselere koyup, üzerlerine sıcak su döktüm. Yarım saat sonra bu malzemeleri sıkarak iyice sularından arındırdım.

Kararmaması için son dakikada 2 adet yeşil elmayı küp şeklinde doğradım.

Bu verdiğim ölçü ile 10 kase aşure çıkıyor.  Her bir kasenin içine eşit miktarda  elma küplerini, üzüm, kuş üzümü, kan üzümü, kayısı kurularını, dolmalık fıstık ve haşlanmış kestane koydum.

Keselere bundan sonra tuz ve şekerle haşladığım bakliyat karışımını döktüm. Küçük bir kaşıkla her bir kasenin içindeki malzemeleri alt üst ettim. Biraz soğuyup üzerleri kabuklanınca kaselerin üzerini dolmalık fıstık, ceviz, kaju, fındık ve nar taneleri ile süsledim.

Oldukça güzel bir aşure oldu.

 

Bakliyatı haşlarken tuz koyunca bakliyatın lezzeti çok daha belirgin ortaya çıkıyor. Eğer tatlı kaşığı ile tuz koymaya çekinirseniz en azından silme bir çay kaşığı tuz mutlaka koyunuz.

Meyvelerin tahıl ve bakliyatla birlikte  pişirilmemesi aşurenin renginin kararmasını engelliyor. Malzemelerin her kaseye eşit dağılmasını sağlıyor. Ayrıca eğer mesela aşurede üzüm sevmeyen birisi varsa onun kasesine koymayabiliyorsunuz.

Aşurede su tadı olmaması için sıcak suya koyup yumuşattığınız meyvelerin sularını iyice sıkmaya dikkat etmek lazım.

Aşure yaparken içine elma koymanın pek alışılmış bir şey olmadığını biliyorum ama çok taze bir lezzet ekliyor, denemenizi öneririm.

Bir daha aşure yaparken mutlaka sarı kurutulmuş kayısı ve Antep fıstığı da kullanarak daha renkli bir görünüm elde etmeye, kuru meyveleri ise eğer çok sert değillerse daha küçük doğrayıp, hiç sıcak suya koymamaya karar verdim.

Renk cümbüşü için narenciye kabuğu rendesi de eklenebilir.

14681722_1260863800604703_5816130689534204328_n
Bakliyat ölçmek için ölçü bardağı kullandım.
14729245_1260863613938055_6700919321184344068_n
Malzemeleri hazırladım
14729337_1260863367271413_8452198116016980246_n
Bunlar ıslattığım malzemeler
14720556_1260863330604750_1572861220704510223_n
Elmalar son dakikada soyuldu
14642260_1260863273938089_695709439496536534_n
Malzemeler kaselere dağıtıldı
14713789_1260863303938086_6923563529552452573_n
Aşurenin pişen kısmı
14725489_1260863247271425_1739495039067430533_n
İçine kuru yemişler eklenmiş kaselere aşure döküldü Aşure bu usulle hiç kararmaz
14657302_1260863213938095_3564191726426857201_n
Üzeri süslendi, lezzet ve kıvamı çok güzel, bir daha üstüne daha fazla renk atıcağım

14700749_1260863183938098_1903781992408565876_o

Show Buttons
Hide Buttons