Category Archives: Yemek Tarifleri

FIRINDA BAKALYARO, ZEYTİN SALATASI

Bu mevsimde en lezzetli balık mezgit. Burada mezgit bizim Karadeniz’de bildiğimiz mezgitten farklı, bakalyaro cinsi. Mezgite göre biraz daha büyük, beyaz, narin etli ve çok lezzetli bir balık. Eti o denli narin ki, genel olarak fırında pişirilmesi önerilmiyor, ama ben de kızartma balığı hiç semem.

Eğer fırında pişirecekseniz en çok 15 dakika tutmak gerekiyor, bu durumda sebzelerin pişecek zamanları olmuyor.

FIRINDA BAKALYARO

İÇİNDEKİLER

Kişi sayısına göre kılçığı çıkartılmış balık

Her balık için bir orta boy patates

Büyük fırın tepsisi için 2 soğan

10/12tane köy biberi

Tuz

Tereyağı

Zeytinyağı

YAPILIŞI

Patatesler soyulup, yarım santim kalınlığında halka şeklinde kesilir. Patateslerin üzerlerine biraz zeytinyağı ve tuz dökerek, harmanlanır. Tuzlanıp, yağlanmış patatesler fırın tepsisine dizilerek 200 derece fırında 35/40 dakika üzerleri kızarana kadar pişirilir.

Soğanlar ve köy biberleri jülyen kesilir ve bir tavada çok az zeytinyağı ve tuzla sotelenir. Sotelenen sebzeler, patateslerin üzerine serilir. Elbette isteğe göre farklı sebzeler de eklenebilir.

Son olarak balıklar derileri yukarı gelecek şekilde sebzelerin üzerine yerleştirilir, üzerlerine biraz tuz ve çok az tereyağı koyularak 15 dakika daha 180 derecede fırınlanır.

Balık çok lezzetli olduğu için başka baharata gerek görmedim, ancak istenirse biraz acı biber de gayet güzel olur.

ZAGUDA SALATASI

İÇİNDEKİLER

25/30 adet çekirdeği çıkartılmış zaguda

1 adet kırmızı soğan

Birkaç dal maydanoz

Sumak

Zeytinyağı

ZAGUDANIN YAPILIŞI

Zaguda; yeşil zeytinin taşla kırılarak yapılan halidir. Kırık zeytinler 2 günde bir suları değiştirilerek acıları çıkana kadar suda bekletilir. Acısı çıktıktan sonra tuzlanır. Genellikle acısı çıktıktan sonra bir iki ayda tüketilir.

zaguda salatası

Bakalyaro fırında

POLENTA YAPTIM, KUYMAĞIN BİRAZ DAHA FARKLI BİR HALİ

Aslında Karadeniz’de kuymak ya da muhlama  denilen yemeğe çok benziyor, ancak çok daha az yağlı ve kazandibi kıvamında olduğu için et yemeklerinin, balığın yanında patates püresine alternatif olabilir. Lezzet olarak bizim ağız tadımıza oldukça uygun. Ben muhlama ve kuymak  arasındaki farkın ne olduğunu bilmediğimi itiraf etmek zorundayım. Galiba Rize’de muhlama, Trabzon’da kuymak deniliyor. Özellikle Hemşin yöresinde bol miktarda tereyağında yapıldıktan sonra  üzerine tekrar yağ dağlanıp döküldüğü için mide çivisi  anlamında muhlama denildiğini  düşünüyorum.

Polenta ise yabancı kanallarda sıkça karşıma çıkan bir tarif olduğu için heveslendim

İÇİNDEKİLER

Miktarları kendi kafamdan uydurdum, ama sonuç iyi oldu

1 bardak ince mısır unu

2 bardak süt

1 kaşık tereyağı

1 bardak rendelenmiş kolot peyniri

Üzeri için bir parça parmesan peyniri

Tuz

YAPILIŞI

Mısır unu yanmaz tavada çiğ kokusu biraz çıkana kadar kavruluyor. Üzerine un miktarının iki katı kadar süt yavaş yavaş, karıştıra karıştıra ekleniyor. Koyu bir muhallebi kıvamı alınca tuz(peynirin tuzuna göre ayarlamakta fayda var), mısır ununu ölçtüğümüz bardak kadar rendelenmiş uzayan bir peynir (ben kolot kullandım, farklı yerel peynirler de kullanılabilir). Bütün malzemeler tamamen karışana kadar bir miktar daha tavada karıştırarak pişirilir.

Bir fırın tepsisi yağlanarak, bir parmak kalınlığında polenta içine dökülür. Üzerine parmesan ya da eski kaşar gibi daha kokulu bir peynir rendesi ekleyerek 200 derece fırında üzeri kızarana kadar, 10/15 dakika kadar fırınlanır.

Fırından çıktıktan sonra 10 dakika ilk sıcağının çıkması beklenir. Spatula yardımı ile tabaklara servis edilir.

İçindeki peynirin cinsine göre daha egzotik lezzetlere ulaşmak mümkün bence, ama peynirin uzayan bir cins olmasına dikkat.

Daha şık sofralar için kek kalıplarında tek porsiyonluk olarak fırına sürmek de mümkün, böylece tabaklama işlemi çok daha şık görünecektir.

MERCİMEK ve KIŞ SEBZESİ SOSLU, EKMEK KIRINTILI FIRINDA KARNABAHAR

Bu gün bahçede ve evde az kalmış ne varsa yemeği yaptım.

İÇİNDEKİLER

1 avuç yeşil mercimek

1 adet soğan

2 diş sarımsak

5/6 yaprak ıspanak

4/6 adet turp

Yarım havuç

1 adet karnabahar

Birkaç dilim bayat ekmek

Zeytinyağı

Biber salçası

Tuz, kimyon, kişniş, karabiber

YAPILIŞI

Mercimekleri hafifçe yumuşayana kadar haşlayıp, süzdüm. Soğan, sarımsak, turp ve havuçları rengi şeffaflaşana kadar zeytinyağında soteledim, karışıma haşlanmış mercimekleri, ıspanakları (çiğ) ve baharat (tuz, kimyon, karabiber, toz biber) ekledim. Çok az su ile biraz daha pişirdim.

Karnabaharı, ufak parçalara parçaya böldüm, zeytinyağı ve baharat karışımına bulayarak sürerek 180 derecede fırında 40 dakika karnabahar iyice pişene kadar pişirdim.  

Karnabahar üzerine mercimekli sebze karışımını döktüm. Tepsinin en üzerine bayat ekmekleri hafifçe ıslatıp, parçalayarak serptim. Bir miktar salçayı suda açarak ekmeklerin üzerine koydum.

On dakika kadar üzeri örtülü, 10 dakika kadar da üzeri açık bir şekilde fırında pişirdim.

Bence hem bayat ekmeklerin hem de az kalmış sebzelerin değerlendiği çok güzel bir yemek ortaya çıktı.

Bu sene bahçede turp oldukça fazla oldu, hem fırında hem de sotelenmiş hali oldukça lezzetli oluyor.

KIŞ BAHÇESİNDEN İLHAM ALAN 2 TARİF; TARHANALI KIŞ SEBZELERİ TÜRLÜSÜ ve YALANCI BOŞNAK BÖREĞİ

Bu yıl ilk kez ellerimle sebze diktim ve heyecanla onların büyüyüp serpilmelerini bekledim. Neyse ki bahçe beni utandırmadı, henüz kendime yeşil parmak diyemesem de bitkilerin çoğu iyi durumda ve yemek pişirmek için bahçeden ürün almaya başladım. Sebzelerden şu anda yenebilecek kadar büyüyenler ıspanak, karnabahar, brokoli, pırasa, marul, pazı, kişniş, dereotu ve turp.

Bu gün bahçedeki ürünleri kullanarak 2 ayrı tarif yaptım.

TARHANALI KIŞ TÜRLÜSÜ

İÇİNDEKİLER

Bir adet karnabahar

1 adet brokoli

1 adet soğan

200 gram kadar bal kabağı (balkabağı da bahçeden, tatlı yapacak büyüklükte kesip derin dondurucuda saklıyorum) yerine havuç da kullanılabilir

Yarım çay bardağı zeytinyağı

2 kaşık tarhana

1 avuç kadar karışık sebze kurusu ( bu sene biz kurutmadık, marketlerde satılan hazır karışımlardan kullandım)

Tuz, kimyon, zerdeçal

YAPILIŞI

Tarhana ve sebze kurusu karışımının üzerine kaynar su döküp, iyice karıştırdım, tarhana açılana kadar bekledim.

Soğanı julyen doğrayıp, zeytinyağında soteledim.

İnce kesilmiş kabakları, küçük parçalara ayrılmış brokoli ve karnabaharı soğanlara ekleyerek tencerenin kapağını kapattım. Orta ateşte sebzelerin kendi sularında biraz yumuşamalarına yetecek kadar pişirdim.

(Bu aşamada kabaklar buzluktan çıktıkları için  erken piştiler ve hafifçe dağıldılar, karnabaharın  yumuşamasını  bekledikten sonra koysam daha iyi olacakmış.)

Sebzeler hafifçe yumuşadıktan sonra tencereye tarhana  ve kuru sebzeli suyu döktüm ve birkaç kez karıştırdıktan sonra kısık ateşte yemeğin pişmesini bekledim.

Baharat olarak tuz, zerdeçal ve kimyon kullandım.

Servis aşamasında kornişon turşusunu ince dilimler şeklinde doğrayıp tabağa ekledim.

Gerçekten çok lezzetli bir yemek oldu.

YALANCI BOŞNAK BÖREĞİ

İÇİNDEKİLER

3 adet yufka

1 yemek kaşığı tereyağı

Yarım çay bardağı zeytinyağı

1 bardak yoğurt

1 şişe soda

5 adet pırasa

YAPILIŞI

Pırasaları ince ince doğrayıp, iyice yumuşayana kadar zeytinyağı ile soteledim. Pırasalar soğuduktan sonra bir kase içine alıp, yoğurtla karıştırdım.

Yufkaları ıslatmak için başka bir kasede zeytinyağı ve sodayı karıştırdım.

Tavanın altına yarım kaşık kadar tereyağı sürdüm. İlk yufkayı tavanın kenarlarından taşacak şekilde tavaya serdim. Üzerine yarım yufkayı kırıştırarak koydum. Bundan sonra pırasalı yoğurtlu karışımı düzgünce yaydım. Üzerine bir yufkayı daha kabaca koyarak, soda ve yağlı karışımı döktüm. Kalan yarım yufkayı üste koyup, en alttaki yufkanın kenarlarını da üzerine kapattım.

On dakika kadar sıvıları çekmesini bekleyip, ocak üzerinde altı ve üstü kızarana kadar kontrollü bir şekilde pişirdim.

Gerçek Boşnak böreğine yaklaşamasa da oldukça pratik ve lezzetli bir börek oldu.

AYVA REÇELİ GÜZELLEMESİ

Bu yıl kış sanırım biraz sert geçecek, çünkü çevredeki ağaçlarda ayvalar ve narlar hem çok bol, hem de erken olgunlaştılar.

Bizim bahçede ise durum biraz üzücü. Geçen Mart ayında ciddi derecede kar yağdı ve nar ağaçlarını özellikle genç olanlar soğuk yaktı. Bahçedeki narların hepsi yaz başında kurumuş gibiydiler, neyse ki yazın köklerinden yeniden büyüdüler, ancak bahçede hiç yıl nar yok, ama ayva bayağı bol.  

Toprakla ticari amaç dışında uğraşmanın tuhaf bir tarafı var. Bir sebzenin ya da meyve ağacının o yıl ne kadar vereceğini, hatta verip vermeyeceğini kestirmek zor. Bir yıl bir ürün öteki yıl bir başka ürün bol oluyor, geçen sene çok olan bu sene hiç olmayabiliyor. O yılın hava sıcaklıkları, yağışlar ve kim bilir başka ne gibi koşullar durumu belirliyor.

Ayrıca bahçeye dikilen çoğu sebzenin hepsi bir anda olgunlaşıyor ve bir anda tüketemeyeceğin kadar çok ürünle karşı karşıya kalıyorsun. Tarım topluluklarında yiyeceğin bol zamanlarında, olmayan zamanlar için saklama yöntemlerinin bu denli gelişmiş olmasına hiç şaşmamalı.

Bu yıl ayva bol olunca ben de deneysel ayva marmelatları yaptım. Bunları ufak kavanozlara koyup hediye edeceğim.

Daha önce hiç ayva marmeladı yapmadığım için internetten daha önce denediğim tarifleri hep tutan bir siteden kısa sürede düdüklüde pişirilen bir ayva marmeladı tarifini aynen uyguladım.

Marmeladı yapmak için; düdüklü tencereye soyulmuş ve rendelenmiş 1 kg ayva, 1 kg şeker, 1 klasik su bardağı su ve bir koruyucu poşet içinde 15/20 adet ayva çekirdeği ve istediğim bir baharatı koydum. Düdüklü tencere sinyal verene kadar normal ateşte, sinyal verdikten sonra ise kısık ateşte 10 dakika daha pişirip ayvaların yumuşamasını sağladım.

Düdüklü tencerenin buharını çıkarıp kapağını açtıktan sonra içine dörtte bir limonu sıkıp, sıktığım limonu kabuğuyla reçele koydum. İçine bir tatlı kaşığı tereyağı ekledim (bunun görevi reçelin parlak olmasını sağlamakmış). Reçel fazla suyu buharlaşıp, kıvam alana kadar üzeri açık bir şekilde karıştırarak pişirmeye devam ettim.

Piştikten sonra içindeki limon dilimini, baharat ve çekirdek poşetini çıkarttım. Sıcakken, reçelleri kavanozlara doldurup,  kapaklarını sıkıca kapattım ve kavanozları bir gece ters bir şekilde beklettim. Böylece karanlık bir alanda uzun süre bekleyebilecek reçellerim oldu.

Her reçelin hemen tadına bakmak ve kıvamından emin olmak için küçük bir kaseye örnek aldım, bu kadar kısa süre piştikleri halde gayet güzel pektin oluştu, marmelat iyice jölelendi.

Bu reçellerden birinde baharat olarak klasik ayva marmeladına koyulan tarçın ve karanfil var.

Diğer reçellerden bazılarının baharatları bahçemden; birinde 5 yaprak ıtır, birinde bir tatlı kaşığı lavanta var.

Bir reçele taze baş parmağın ilk boğumu büyüklüğünde taze zencefil, bir başka reçele de vanilya ( yarım vanilya fasulyesinin tohumları, toz değil) kattım.

Hepsinin üzerlerine içinde hangi baharatın ya da aromatik bitkinin olduğunu yazdım.

Hepsi ayrı ayrı çok farklı ve lezzetli oldu.

Ayva çekirdeklerini koyduğum poşet
Rendeleme aşaması
Itır yaprakları
Her şey özenle tartıldı
Mutfak tezgahı üretim bandı haline geldi

YOĞURT SOSLU DOMATES KÖFTESİ

Santorini adasına ait orijinal bir tarif olduğunu öğrendim, ilginç geldiği için denedim, fakat tarifi bir miktar değiştirdim.

İÇİNDEKİLER

Yarım kilo az sulu domates

1 adet kırmızı soğan

Yarım su bardağı mısır unu (orijinal tarif normal unlu)

Taze fesleğen

Taze nane

Tuz

Bir kase yoğurt

Kuru nane, kekik, tuz

SOSUN YAPILIŞI

Bir kase yoğurt içerisine yarım çay kaşığı tuz, bol kuru nane ve kekik koyarak çırpılır.

KÖFTENİN YAPILIŞI

Domatesler 1 santimlik küpler şeklinde, kırmızı soğan oldukça ince olarak doğranır. Her ikisi aynı kabın içerisinde elle bir miktar yoğrulup, lezzetlerinin bir birine geçmesi sağlanır. Bu şekilde 10-15 dakika dinlendirilir.

Daha sonra içine un, incecik doğranmış taze nane ve fesleğen yaprakları ve tuz katılır. Tekrar elle güzelce karıştırılıp, 10-15 dakika daha beklenir.

Az yağlı bir tavada mücver gibi kızartılır.

Yoğurt sosuyla birlikte servis edilir.

PESTO SOSLU, 3 PEYNİRLİ GİRİT EZMELİ PATLICAN

İÇİNDEKİLER

2 adet tombul patlıcan

1 adet kırmızı kapya biber

200 gram beyaz peynir

100 gram lor peyniri

100 gram taze kaşar peyniri

3 diş sarımsak

5-6 yemek kaşığı zeytinyağı

Bir avuç ceviz içi

1 paket dolmalık fıstık

Taze fesleğen

Tuz

PESTO SOS YAPILIŞI

Dolmalık fıstık, yanmaz tavada hafifçe kavrulur. Taze fesleğen yaprakları, kavrulmuş fıstıklar, 1 diş sarımsak, 1 fiske tuz ve 2 kaşık zeytinyağı hepsi birden blendr ile sos haline getirilir. Bu sos makarna ve birçok farklı yemekte de kullanılabilir. Çok çabuk karardığı için kavanoz içerisine alınıp, üzeri hiç hava almayacak şekilde streç ile kapatılarak buz dolabında birkaç gün saklanabilir.

GİRİT EZMESİNİN YAPILIŞI

Kapya biber közlenir ve kabuklarından kurtarılır ( ya da közlenmiş biber olarak satın alınır). Közlenmiş biber, beyaz peynir, 2 diş sarımsak, 3-4 kaşık zeytinyağı,  ceviz içi ve 2 diş sarımsak blendrdan geçirilir. Bu karışıma daha sonra lor peyniri iyice karıştırılır.

PATLICANLARIN HAZIRLANMASI

Tombul patlıcanlar çok kalın olmayan dilimler halinde kesilir, tuzlu su içerisine koyularak acısı çıkartılır. Daha sonra iyice kurulanarak fırın tepsisine dizilir, üzerlerine fırça yardımı ile biraz zeytinyağı sürülür, tuz atılır. 180 derece fırında 20 dakika pişirilir. Bir yüzleri kızarınca ters tarafları çevrilir, aynı şekilde yağlanır, tuzlanır ve pişirilir.

MEZENİN YAPILIŞI

Fırın tepsisine patlıcan dilimlerinin yarısı dizilir, üzerlerine peynirli ezme koyulur. Ezmelerin üzerleri de diğer bir dilim patlıcanla sandviç gibi kapatılır. En üste kaşar peyniri rendelenerek 15 dakika üzerleri kızarana kadar fırınlanır.

SERVİS

Pesto sos eşliğinde ara sıcak olarak sunulabilir. Soğuk yenilecekse üstüne kaşar rendelememek daha uygun olur.

KINZİ (KİŞNİŞ, AŞ OTU, GÜRCÜ MAYDANOZU, KIZBERE, GLANDRE, CORRİANDER) GÜZELLEMESİ

Geçen gün fakültedeki sınıfımızın sohbet gurubuna bahçemdeki kişnişlerin çiçek açmış halinin resmini gönderdim. Meğer neredeyse bütün sınıfın kişniş üzerine söyleyecek bir sözü varmış, tam 24 saat aralıksız kişniş üzerine atıştık durduk. Kimi salatalarda, kimi yemeklerde, kişi yeşil halini, kimi kurutulmuş tohumunu kullanıyormuş. Kimileri de bizim yaptığımız kısaca gene kınzi dediğimiz sosa benzer soslar yaparak  kullanıyormuş.

Elbette dünya nüfusunun yarısı gibi bazılarımız severken, dünyanın geri kalan yarısı gibi bazılarımız da nefret ediyormuş. Gerçekten bu konuda bütün dünya insanları ikiye ayrılır, kişnişi ya çok seversin ya da nefret edersin, genellikle arası pek olmaz. Çünkü bazı insanlar kişnişten belirgin bir sabun tadı alır, ya da kokusundan ( bu kokuyu 6 çeşit terpen oluşturur) nefret ederler. Bu durumun biyolojik bir açıklaması da vardır, yapılan çalışmalar OR6A2 isimli bir gendeki varyasyonun dildeki tat alma papillalarında farklı bir özellik yaratarak, bazı insanların kişnişe karşı nefret duymasını sağlar.

Sırf bu nedenle, kişniş tercihini bilmediğiniz insanlara yemek yaptığınızda, bu yemeğin olmazsa olmazı kişniş olsa bile, özellikle taze kişniş yapraklarını ya hiç kullanmamakta, ya da ayrı olarak masaya getirmekte fayda vardır. Tohumlarını kuru baharat olarak kullanırken de bu açıdan dikkatli olmak gerekiyor. Bence kişnişin tadını çocuk yaştan itibaren bilen insanların çoğu seviyor, sonradan tadanların ise çoğu nefret ediyor, bazıları ise çok seviyor.

Kişniş otunun taze yaprakları şekil olarak önce maydanoz yapraklarına çok benzer, ancak tohum vereceği zaman bitki boylanır ve yaprakları dereotu yapraklarını andırır bir şekil alır. Bitki 60/70 cm kadar boy alabilir ve tepelerinden çiçeklenerek tohumlanırlar. Uzamaya başlayan dallarını keserek uzun süre maydanoza benzer haliyle kullanmak mümkündür ama hem dereotu şeklindeki yaprakları hem de çiçekleri taze kullanılabilir. Tohumları ise genellikle kuru baharat olarak kullanılır.

Ülkemizde, mesela Mardin mutfağında kuru baharat hali hemen her yemekte kullanılır. Yeşil halinin ise Kıbrıs’ta, Karadeniz kıyılarında, Konya, Burdur, Isparta ve Erzurum’da kullanıldığını biliyorum, Çanakkale köylü pazarlarında da bol bol bulunuyor.

Kişniş sözü, Türkçeye Farsçadan geçmiş bir sözdür. Biz Karadeniz’de, ‘KINZİ’ olarak biliriz, bu söyleniş şekline Anadolu’nun çeşitli yerlerinde rastlamak mümkün, mesela şu anda yaşadığımız köyde ‘kunzi’ olarak biliyorlar. Moğolistan, Özbekistan, Gürcistan gibi coğrafyalarda da kınzi diye biliniyor. İran’da tabii kişniş olarak biliniyor. Hindistan, Kıbrıs gibi İngiliz sömürgesi dönemi olan coğrafyalarda İngilizcesine benzer bir şeyler söyleniyor. Bazı yerlerde kızbere adı da kullanılırmış, hatta baldırıkara otu da denilirmiş, ancak bunları ben hiç duymadım.

Erzurum ve çevresinde ise aş otu olarak bilinir. Erzurum’un aş otu çorbası muhtemelen ülkemizdeki en güzel ve besleyici çorbalardan biridir. Buğdaylı, nohutlu, köfteli, kişnişli bir çorbadır, yoğurt ve yumurta ile yapılan bir de terbiyesi vardır. Bu çorbada kişnişin tazesi ya da taze yaprağının salamura edilmiş hali kullanılır ve ot hem salamura edildiği, hem de pişirildiği için kişniş sevmeyenleri bile taze hali kadar rahatsız etmez.

Kişnişin pek çok bilinen faydası vardır, hem bakteriyal, hem viral, hem de fungal enfeksiyonlara karşı oldukça etkili olduğu düşünülür, ama elbette bu konuda iddialı olmayacağım.

Kınzinin baş rol oyuncusu olduğu aş otu çorbası da dahil olmak üzere hem salatalarda, hem de yemeklerde aroması için kullanılır.

Kuru kişniş, Hint mutfağında yaygın olarak kullanılır, ülkemizde de Mardin yemeklerinde hemen her yemekte baharat olarak kullanılır. Bir çok bölgemizde, kahvaltılık zeytin üzerine ekilerek kullanılır.

Yaprak halindeki taze kişniş ise salatalarda, yemeklerde, çorbalarda (maydanozun kullanıldığı her şekilde ve yerde) kullanılır.

Bizim evde ise karalahana yemeklerinin, dolmalarının olmazsa olmazıdır. Bu tür kullanım için sos diyeceğim ama sosa göre çok daha katı kıvamlı bir karışım hazırlanır.

Bu sosun (çeşninin) bizim evde hazırlanan versiyonunu paylaştıktan sonra gurubumuzdan gelen farklı çeşitlerini de paylaşmak istiyorum.

Bizim evde yapılan sos; 4 demet kadar kınzi, 3,4 diş sarımsak, 1 çay bardağı zeytinyağı, 1 çay kaşığı tuz ve acı biber tozu ile blendırdan geçirilir. Bu karışıma daha sonra çok ince olmayacak şekilde dövülmüş 8-10 adet ceviz içi katılır. Bu yeşil karışım üzeri zeytinyağı ile kaplı olduğu sürece dolapta bozulmadan birkaç hafta kalabilir. Bu tarif eskiden bütün malzemelerin havanda dövülmesiyle yapılırdı. Bizim evde karalahanadan yapılan bütün yemeklere bu karışım mutlaka eşlik eder. Köfteye de çok yakışır.

Artvin yöresinde bu karışıma bir kaşık da pekmez koyulduğunu öğrendim. Abhazlar ise kapya biberli, sarımsaklı, tuzlu bir kınzı karışımı yapar, salça koydukları her yemekte bu karışımdan da biraz koyarlarmış, bunu da yeni öğrendim. Ayrıca internette ballı bir karışım daha okudum, ancak bu tatlı karışan sosları denemeyi düşünmüyorum, kapya biberli olanı ise mutlaka deneyeceğim.

Son olarak da bir kişniş türküsünün sözlerini paylaşayım

Mahramamda Kişniş ile Badem Var

Mahramamda kişniş ile badem var
Mahramamda kişniş ile badem var yavaş yörü

Köşelerde adım var
Ah seni benden beni senden eden var

Aman güzel yavaş yörü her yana

Sallandıkça kemer düşer bir yana
 

Hanım can canım can
Sırma çadıda çar bağı

Kalk gidelim Karaman’a yokarı
Kalk gidelim Karaman’a yokarı

Sarıda çekme geymiş altın tokalı
Ah mail oldum yâr yüzüne bakalı

Aman güzel eyce salla her yana
Sallandıkça kemer düşer bir yana
 

Hanım can canım can
Sırma çadıda çar bağı

Arkadaşım Vahideden gelen pekmezli kınzi
Kınzi çiçekleri

KARNABAHAR YEMEĞİ,

Sosyal medyada üyesi olduğum bazı yeme içmeyi seven guruplar var. Bu guruplardan birinde bir üye karalahana, bamya, bakla, kereviz, karnabahar gibi bazı sebzeleri yemeden önce ölmek gerektiğini yazmıştı. Aslında ben bütün bu sebzeleri severim, ancak bazılarının sevmeyeninin de çok olmasını anlayabiliyorum.

Ben de karnabahar yemeğini biraz renklendirerek yapmaya karar verdim, ortaya uyduruk ancak çok lezzetli, çok malzemeli bir tarif çıktı. Bir daha aynı yemeği yapmaya karar verirsem bu malzemelerin sayısını azaltacağım, çünkü pek de bir anlam farkı olmayacak.

Bu yemeği yaparken, her zaman yaptığım gibi en pratik yola başvurmadım, aksine her bir malzemeyi önceden hazırlayarak yemeğe kattım. Bu biraz hazırlık süresini uzatsa da lezzeti çok artırdı.

İÇİNDEKİLER

1 adet karnabahar

1 avuç haşlanmış nohut

1 avuç dondurulmuş taze iç bakla

1 adet kırmızı biber

1 adet soğan

3 adet önceden hazırlayıp dondurduğum baharatsız köfte

2 yemek kaşığı zeytinyağı

1 tatlı kaşığı tereyağı

2 yemek kaşığı un

Tuz, karabiber, acı biber, kimyon, kişniş, yenibahar

Birkaç dal taze kişniş

1 kaşık biber salçası

1 bardak su

YAPILIŞI

Karnabahar küçük parçalar halinde çiçeklerine ayrıldı. Soğan piyazlık olarak, biber ince dilimler halinde doğrandı. Bakla ve nohut ılık suya koyularak kabukları çıkarıldı. Köftelerin buzu çözülerek fındık büyüklüğünde köfteler haline getirildi ve una bulandı.

Geniş bir yanmaz tava içine bir kaşık zeytinyağı koyularak önce soğanlar karamelize edildi ve yemeğin pişeceği tencereye koyuldu.

Daha sonra biberler sotelendi. Biberlerden sonra tavaya bir kaşık daha yağ eklenerek karnabaharlar, kenarları kahverengileşene kadar sotelendi. Bunlar da tencereye alındı.

Tavaya bu kez köfteler koyuldu, onlar biraz renk değiştirince, nohutlar da eklendi. Ayrıca kuru baharatlar (yenibahar, kişniş, kimyon, karabiber, acı biber) eklenerek, köfteler ve nohutlar baharatlarla birlikte kavruldu. Bunlar da tencereye eklendi.

Soyulmuş iç baklaların pişme süresi çok kısa olduğundan ön hazırlık yapmadan tencereye eklendi.

Son olarak da bir bardak sıcak su içerisinde bir tatlı kaşığı tereyağı ve bir yemek kaşığı biber salçası eritilerek, tuzu da eklenerek tencereye koyuldu. Hep birlikte pişirildi, tencerenin altını kapatmadan biraz önce ince kıyılmış taze kişniş eklendi.

Oldukça lezzetli bir yemek oldu.

Bu yemeği yeniden pişirirken salça koymayı düşünmüyorum, çünkü yemeğin pişmiş hali kırmızı (biber), yeşil (bakla, taze kişniş), kahverengi (köfte), sarı (nohut) ve beyaz (karnabahar) olmasını hayal etmiştim. Salça bütün renkleri birbirine benzetti.

Köfte yapmak için uğraşmak istemeyenler kıyma kavurabilir, ya da hiç koymayabilir, ancak köfteli hem görseli hem de lezzeti çok iyi oldu.

Nohutları kuru baharatlarla kavurunca biraz renkleri değişti onun için belki baharatları yemeğin içine atmak, ya da soğanları sotelerken ya da köftelere koymak daha hoş bir görsel sağlayabilir.

Taze kişniş sevmeyenler için her zaman maydanoz, ya da taze soğan gibi seçenekler mevcut, hatta son dokunuş olarak bebek ıspanak bile koyulabilir.

Yemeği tencerede birleştirilmiş hali
Pişmiş hali, keşke salça koymasaydım
Soğanlar soteleniyor
Malzemeler hazırlandı
Köfte ve nohutlar kuru baharatlarla kavruluyor
Biberler soteleniyor
Veeee karnabahar soteleniyor

BALIK MENÜSÜ

Karadeniz’den, Ege kıyılarına gelince yediğimiz balık çeşitleri de değişti doğal olarak. Şimdi zaten dışarıda yemek mümkün değil ancak, serbest olduğu zamanlarda ne zaman balık yemeye gitsek, mezelerle karnımızı doyurup, balıktan pek bir şey anlayamadık. Zaten bizim alışık olduğumuz, buğulama, çıtlama gibi yöntemler hiç kullanılmıyor. Sadece kızartma ya da ızgara balık yiyebiliyorsunuz.

Bu tecrübelerden sonra eğer, Gelibolu, Karabiga gibi bir yere gitmemişsek, balığı çoğunlukla evde yemeye başladık. En çok kullandığımız pişirme şekli de fırınlama oluyor.

FIRINDA SEBZELİ KARIŞIK BALIK

İÇİNDEKİLER

1 adet levrek

2 dilim somon

6,7 tane köy biberi

2 büyük soğan

1  baş sarımsak

2 adet limon

Taze biberiye

Tuz

Zeytinyağı

YAPILIŞI

Tepsinin alt kısmı, 3,4 milim kalınlığında kesilmiş soğan dilimleri  ile döşenir. İçi temizlenmiş  ve biraz tuzlanmış levrek soğanların üzerine yatırılır. Tepsinin bir yarısına köy kuşbaşı büyüklüğünde parçalara ayrılmış somonlar ve köy biberleri koyulur. Sarımsak ise soyulmadan, sadece kök kısmı ve en dıştaki zarları temizlenerek,  bütün olarak enlemesine  ortadan ikiye bölünür, kesik kısımları tepsinin altına gelecek şekilde yerleştirilir. Balıkların üzerine tuz serpilir. En üste istenen miktarda ince kesilmiş limon dilimleri ve biberiye dalları koyulur. Son olarak bir iki kaşık kadar zeytinyağı eklenir.

Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 35-40 dakika pişirilir.

Somonla biber birbirine çok yakışıyorlar, bu tarifi bibersiz yapmayın.

İki balığı aynı anda pişirmek istiyorsanız, daha geç pişen balığı  küçük parçalar halinde pişirmek gerekir.

YUMURTASIZ KARAMELİZE SOĞANLI PATATES SALATASI

Çok küçük bazı ipuçları ile klasik patates salatası çok az malzeme de koyulsa çok daha lezzetli bir  hale geliyor.

İÇİNDEKİLER

3 tane patates

Bir avuç nar tanesi

1 adet soğan

Taze kişniş (tadını sevmeyenler için maydanoz ya da dere otu)

2,3 adet kornişon turşusu

Limon

Zeytinyağı

Tuz

YAPILIŞI

Patatesler haşlanır, küp halinde doğranır. Soğan piyazlık doğrandıktan sonra az bir zeytinyağı ile iyice sotelenir. Soğanı salataya hafifçe karamelize edilmiş haliyle koymak salatayı çok farklı bir noktaya taşıyor. Soğan ve patates karıştırılır ve istenen miktarda ince doğranmış kornişon ve  maydanoz eklenir. Limon, tuz ve zeytinyağından meydana gelen çok basit bir sos yapılır. Salatayı tamamlamak için üzerine limon kabuğu rendelenir. Limon kabuğu rendelemek de salataya çok farklı bir tazelik katar.

En üste biraz renk katmak amacıyla genellikle siyah zeytin koyarım, ancak bu kez ekşi nar vardı, nar taneleri koydum.

TAVADA ELMA TATLISI

Bu tatlı evde az miktarda kalmış, elma, ayva, üzüm, erik gibi meyveleri çok az emekle çek lezzetli bir tatlı haline getiriyor.

İÇİNDEKİLER

3 adet yeşil, ekşi elma

Bir avuç kuru üzüm

1 kaşık toz şeker (aslında her bir elma için 1 kaşık şeker koymak uygun, ama üzüm oyacağım için daha az şeker koydum)

1 tatlı kaşığı tarçın

1 kaşık tereyağı

Bir avuç kalınca dövülmüş ceviz

YAPILIŞI

Şeker tavada ağır ateşte, rengi koyulaşana kadar karamelize edilir. Şeker karamelize olunca içine tereyağı katılır. Tereyağı eridikten sonra  ince dilimler halinde doğranmış elmalar eklenir, yüksek ateşte, elmaların her iki yanı da hafifçe renk alıncaya kadar pişirilir. Üzümler, elmaların bir yüzü renk alıp, ikinci yüzü çevrildiği sırada  eklenir. Elmalar tabağa alındıktan sonra üzerine tarçın ve ceviz serpilir.

Kuru üzüm yerine çekirdeksiz yaş üzüm de çok güzel oluyor. Hatta daha da renkli bir görünüm sağlamak için kuru kayısı, siyah üzüm kurusu bile koyulabilir.

Karamelize şeker olduğundan elmaların birbirine yapışmaması için genişçe bir servis tabağına mümkünse tek sıra halinde yerleştirmek lazım.

Patates salatası, ortada bir baş sarımsak turşusu var. Bu salataya dahil değil
TEPSİDE BALIK
TAVADA ELMA TATLISI
Show Buttons
Hide Buttons